30 November 2008

Sağlık Olsun - TRT Yayınları - Download

Sağlık Olsun - Kanserli Hastalarla İletişim 19.11.2008
http://uploaded. to/?id=s3fm4h
Sağlık Olsun - Bel Romatizması 17.11.08
http://uploaded. to/?id=8mxucl
Sağlık Olsun - Estetik Ameliyatları 14.11.2008
http://uploaded. to/?id=gdml55
Sağlık Olsun - Tiroit Kanserleri 10.11.2008
http://uploaded. to/?id=87drxy
Sağlık Olsun - Sigara ve Alkol 07.11.2008
http://uploaded. to/?id=h7cms0
Sağlık Olsun - Boyundaki Kitleler 03.10.2008
http://uploaded. to/?id=9cpept
Sağlık Olsun - Türkiye Maternal Eternal Tıp Kongresi 31..11.2008
http://uploaded. to/?id=zz2n1d
Sağlık Olsun-44. Psikiyatri Kongresi 29.10.2008
http://uploaded. to/?id=94c6c4
Sağlık Olsun-Ulusal Kardiyoloji Kongresi (27.10.2008)
http://uploaded. to/?id=is5699
Anoreksiya Nervosa 06.10.2008
http://uploaded. to/?id=zy5qvm
Sağlık Olsun 24.10.2008
http://uploaded. to/?id=j8e7j4
10. İç Hastalıkları Kongresi (17.10.2008)
http://uploaded. to/?id=okhzo7
Romatoid Artrit (10.10.2008)
http://uploaded.. to/?id=3iz2yk

29 November 2008

ÜVEZ

Kış hastalıklarına karşı vücut direncini artırıyor. Son yıllarınan aranan meyvesini hiç bir yan etkisi yok..

Üvez meyvesinin kış hastalıklarına karşı vücut direncini artırıcı özelliği olduğu, bu gibi meyveleri kışın bol miktarda tüketmek gerektiği bildirildi.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Resul Gerçekçioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üvez meyvesinin Kuzeybatı Anadolu, Orta Karadeniz Bölgesi ile diğer bazı bölgelerde tüketildiğini söyledi.

VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIYOR

Üvezin, toprak ve su isteği açısından kanaatkar olup atıl tarım alanlarında alternatif ürün olarak kullanılabildiğini anlatan Prof. Dr. Gerçekçioğlu, üvezin tıpta kullanıldığını bildirdi.

ŞEKER VE TANSİYON HASTALARINA İYİ GELİR

Yapılan araştırmalarda üvez meyve kurusunun kaynatılıp içildiğinde ya da yenildiğinde yapraklarının kabız yapıcı etkisi bilindiğini anlatan Prof. Dr. Gerçekçioğlu, ''Taze meyvesi de bol tüketilirse müshil etkisi gösterebilir. Diğer yandan meyve ve özellikle yapraklarının şeker hastalığına iyi geldiği, kan şekerini düşürücü etkiye sahip olduğu laboratuvar testleriyle kanıtlanmıştır'' diye konuştu.

GÖĞÜS YUMUŞATICI

Yine üvezin yapraklarının göğüs yumuşatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Gerçekçioğlu, ''Üvez meyvesinin kanamayı durduran ve güçlendirici ilaç olarak kullanımı Hipokrat'a kadar uzanır'' dedi.

''SON YILLARDA ARANAN MEYVE TÜRÜ OLDU''

Üvezin şu ana kadar herhangi bir yan etkisinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Gerçekçioğlu, şunları kaydetti:

''Kış aylarına doğru hasadı yapılan üvez özellikle son yıllarda aranan meyve türü oldu. Üretimin artırılmasında çok kaliteli sanayi ürünü ve inanılmaz bir müşterisi olan meyve haline geleceğine inanıyorum. Son yıllarda üniversitelerde bu konuda akademik çalışmalar başlamış. Bu çalışmaların yakın gelecekte yaygınlaşacağı kanısındayız. Üvezin kış hastalıklarına karşı vücut direncinin artırıcı özelliği var. Üvez gibi meyveleri kışın bol miktarda tüketmek lazım. Çünkü hiçbir yan etkisi yok, tamamen doğal.''

Prof. Dr. Gerçekçioğlu, üvez meyvesinin serin yeri ve nemli ortamları sevdiğini söyledi.

BAĞIRSAKLARI TEMİZLİYOR

Prof. Dr. Gerçekçioğlu, bu meyve üzerinde yapılan son araştırmalarda, içeriğinde tanen (kalp krizini önleyici ve vücut direncini arttırır), sorbitan asidi (altı değerli alkol, karaciğeri güçlendirir), elma asidi, limon asidi, kehribar asidi, tartarik asit, sorbin asidi, C vitamini (antioksidant), amygdalin (bazı türlerinde az olarak rastlanır),

KALP KRİZİNİ ÖNLEYİCİ

uçucu yağlar ve renk maddesi olarak antosiyanin (bağırsak temizleyici, iltihap giderici, müshil, idrar söktürücü, kanamayı durduran ve lenf uyarıcı özelliklere sahiptir) maddeleri tespit edildiğini belirtti.

ÜVEZ

Gülgiller familyasından 5-10 metre yüksekliğinde mayıs-haziran ayında beyaz renkli çiçekler açan ve kışın yaprağını döken bir ağaç olan üvezin meyveleri, küre veya armut seklinde yeşilimsi sarı veya kırmızımsı-esmer renkli ve buruk bir lezzete sahip.

Sarbus aucuparia türü kuş üvezi olarak bilinen ve Kuzey Anadolu'da yaygın olan üvezin, sorbus domestica türünün (üvez) Karadeniz Bölgesi'nde tabii olarak yayılış gösterdiği gibi meyveleri için birçok bölgede yetiştirildiği ifade ediliyor. Üvez meyvesi, muşmula gibi olgunlaştığı zaman yeniyor

28 November 2008

Beyin dopingi: Ceviz

Hasadına başlanan, dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran cevizin, kimyasal içeriğiyle beyin sağlığını da koruduğu bildirildi.

Son yıllarda, yüksek kesimlerdeki ormanlık alanların ağaçlandırmasında en yaygın meyve türü olarak değerlendirilen ceviz, yaş olarak kilosu 12-15 YTL arasında değişen fiyatlarla alıcı bulurken, uzmanlar da sağlık açısından önemine dikkati çekerek, tüketimini öneriyorlar.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''cevizin fizyolojik yapısının benzerliğinin yanı sıra içeriğindeki vitaminlerle de beyin dostu olduğunu'' bildirdi.

Cevizin, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisini, sert kabuğu ile kafatasını, içindeki ince zar ile beyin zarını, meyvesi ile de beynin şeklini adeta birebir yansıttığını belirten Arı, ''Bu benzerliğin yanı sıra sağlık açısından da ceviz tam bir beyin dostu'' dedi.

Şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasının yanı sıra, beyin için gerekli gümüş iyonlarını da içerdiğini ifade eden Arı, ''Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve'' dedi.

Cevizin beyin sağlığına olumlu katkı sağlamasının yanı sıra kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez bir meyve olduğunu belirten Arı, ''Ceviz sadece ileri yaştaki bireyler için değil gelişme çağındaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açıcı, dikkat toplayıcı özelliği nedeniyle ÖSS ve SBS gibi sınavlara giren öğrencilere hararetle öneriyoruz'' dedi.

Cevizin kan kolesterolünü düşürücü etkisinin de bilimsel olarak kanıtlandığına dikkati çeken Arı, cevizin enerji içeriğinin oldukça yüksek olması nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.

23 November 2008

Miyom Tedavisi için Civanperçemi

(Achillea millefolium); yöresel olarak akbaşlı, barsamaotu,
binbiryaprakotu, marsamaotu, beyaz civanperçemi, sarı civanperçemi ve
kandilçiçeği diye de anılır. Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir
şifalı bitkidir. Türkiye'de 40 kadar civanperçemi türü bulunmakta ve
bunların birçoğu tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Türlerine göre 5-
100 cm yükseklikte, yapraklar yünlü gibi tüylü ve parçalı,
çiçekleri ; beyaz, fildişi beyazı, soluk sarı veya altın sarısı
rengindedir. Çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Mavimtrak renkli bir
uçucu yağ taşır. Bu uçucu yağda azulen, limonen, sineol, borneol,
pinenler, seskiterenler vardır. Bitki çayırlarda, dar tarla
yollarında, yol kıyılarında ve tahıl tarlalarının kenarlarında
kümeler halinde yetişir. Güneşli havalarda çevresine aromalı keskin
bir koku yayar. Aslında çiçekleri, güneşin en etkili olduğu saatlerde
toplamak gerekir, çünkü o sıralarda eterli yağları ve şifalı gücü
doruk noktasında olur. (Referans2: T.Baytop)

Ünlü herbalist Kneipp, bir yazısında şöyle diyor (Referans1:
M.Treben): "Arada bir civanperçemi çayı içmiş olsalar, kadınlar pek
çok problemle hiç karşılaşmazlardı!". Adet kanamaları düzensiz bir
genç kız olsun, menopoz dönemindeki veya sonrasında olgun bir kadın
olsun, tüm kadınlar için arada sırada civanperçemi çayı içmek çok
önemlidir. Civanperçemi, akla gelebilecek tüm konularda, dölyatağını
(rahim) en iyi biçimde etkiler. Tanıdığım genç bir kadının birden
dölyatağı kanserine (rahim) yakalandığını duymuştum (Referans1:
M.Treben). Kobalt ışını ile tedavi ediliyordu. Hastanın yakınları,
hiç bir iyileşme umudunun kalmadığını doktordan öğrenmişlerdi. Hemen
içebildiği kadar çok civanperçemi çayı içmesini önerdim. Daha aradan
3 hafta bile geçmeden aldığım bir mektupta, hastanın kendisini iyi
hissetmeye ve kilo almaya başladığını öğrendiğimde büyük bir mutluluk
duydum.

Yumurtalık iltihaplanmasında alınmaya başlanan civanperçemi oturma
banyolarının daha ilkinde ağrılar kesilir ve iltihap yavaş yavaş
gerilemeye başlar. Bu banyolar aynı zamanda, yaşlı kişilerin ve
çocukların yatağa işeme problemlerine karşı ve dölyatağı (rahim)
akıntılarında da başarılı olur. Bu durumlarda ayrıca günde 2 bardak
civanperçemi çayı da içmek gerekir. Dölyatağı kaymasında da
(Prolapsus) uzunca bir süre oturma banyoları alınır, ayrıca günde 4
bardak arslanpençesiçayı içilir ve çobançantası tentürü ile dölyatağı
civarına, vajinadan yukarı doğru masajlar yapılır. Miyomlar da (Kas
yapılı urlar), doktor kontrolünün olumlu bir sonuç vermesine kadar,
uzunca bir süre her gün civanperçemi oturma banyoları alındığında yok
olabilirler. (Referans1: M.Treben)

19 yaşındaki bir genç kızda adet kanamaları bir türlü başlamıyordu.
Doktoru ona doğum kontrol hapı önerdi. Kanamalar yine de başlamadı,
ama kızın memeleri bir hayli irileşti. Bu durumda kız da hapları
kullanmak istemedi. İşte o zaman annesi bana (M.Treben) geldi. Ona,
kızına her sabah aç karnına 1 bardak civanperçemi çayı içmesini
tavsiye ettim. Dört hafta sonra her şey yoluna girmişti ve bugüne
kadar da yolunda gitti. Menopoz döneminde de kadınlar sık sık
civanperçemi çayı anımsamalıdırlar. Bu durumda, iç huzursuzlukları ve
daha başka rahatsızlıklarla karşılaşmayacaklardır. (Referans1:
M.Treben)

Civanperçemi oturma banyoları da sağlık için çok yararlıdır. Kol ve
bacaklardaki sinir iltihaplanmalarında, civanperçemi katkısıyla
yapılacak kol ve bacak banyoları çok rahatlatıcıdır. Fakat, bitki
öğle güneşinde toplanmalıdır. Bu tür banyolar özellikle ilk
alındığında yararlı olurlar ve tüm ağrılar diner.

Dr. Lutze, civanperçemini şu hastalıklara öneriyor: (Referans1:
M.Treben)
� Kanın kafaya sancılı biçimde basıncı
� Baş dönmesi
� Bulantı
� Göz sulanması eşliğindeki göz rahatsızlıkları
� Göz sancıları
� Burun kanaması
� Hava şartlarından kaynaklanan migren krizi

Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir.
Eski bitki kitaplarında civanperçemi, tüm hastalıkların ilacı olarak
nitelendirilmektedir. Bedeni temizleyici etkisi sayesinde, yıllar
boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz. Önemli
olan, denemektir! Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik
iliğini etkilediğini ve orada kan üretimini düzene soktuğunu
özellikle belirtmek gerekir. Bu gücü sayesinde bitki, kemik iliği
hastalıklarında,çay kürleri ,banyolar ve tentür kullanımı yolu ile
yardımcı olabilir. Civanperçemi, akciğer kanamalarının
durdurulmasında etkilidir ve eğir kçkü ile birlikte kullanıldığında
akciğer kanserini iyileştirebilir. Eğir kökü gün boyunca çiğnenir ve
civanperçemi çayı elden geldiğince sıcak olarak ve sık sık
içilmelidir. Bitki çayını koroner yetmezliğinde de hararetle önermek
gerekir. Rahatsız edici vajinal kaşıntılar, bitkinin kaynama suyu ile
yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olur. Civanperçemi
çiçeklerinden,merhem hazırlanabilir. (Referans1: M.Treben)

UYARILAR:
Civanperçeminin gebelik süresince kullanılmaması tavsiye edilir. Bazı
duyarlı kişilerde allerjik tepkilere yol açabilir. Başkaca bilinen
bir yan etkisi yoktur.

Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak:Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta
boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 15
dakika demlendikten sonra süzülür. Aksi belirlilmedikçe günde 3 su
bardağı çay aç karnına veya öğün aralarında içilir.
Bitki Tentürü:Çiçeklenme zamanında toplanan taze bitki ince kıyılır.
Geniş ağızlı bir şişeye gevşekçe doldurulur ve kaliteli bir konyak,
bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca güneşte
bekletilir, arada bir çalkalanır ve süre sonunda süzülür.
Merhem Hazırlamak:100 gr tuzsuz tereyağı veya içyağı tavada iyice
kızdırılır. İnce kıyılmış bir avuç kadar taze civanperçemi çiçeği ve
ince kıyılmış 15 taze ahududu yaprağı tavaya atılır, çıtırdamaya
başlayınca karıştırılır ve tava ocaktan çekilerek, üstü kapalı bir
biçimde serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün hafifçe ısıtılır,
tülbentten geçirilerek süzülür ve temiz kaplara doldurulur.
Buzdolabında saklanmalıdır!
Oturma Banyosu: Iki büyük avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki veya
100 gr kurutulmuş bitki, gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi
gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülerek, banyo suyuna
eklenir.

22 November 2008

Cevizin faydaları

1. Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor.

2. Ceviz kanserden korunma sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

3. Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım ediyor.

4. Cevizdeki L-Arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sisteminin rahatlamasını sağlıyor. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var.

5. Ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya'da ceviz hâlâ beyin gıdası olarak kabul ediliyor, bu ülkelerde öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını yükseltebileceklerine inanıyor.

6. Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranış bozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.

7. Safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.

8. Cevizdeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazır formunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan, zaman farkından uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.

9. Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların gelişimini erteleyebiliyor. Ceviz, manganez ve bakır içeriyor.

Beynimiz yeterli yakıt ve oksijen alıyor mu?

Beynimiz vucudun en fazla enerji tüketen organıdır.Vucudumuzdaki mükemmel faliyetlerin beyin tarafından idare edildiğini düşündüğümüzde bunu normal karşılamamız icap eder. Yediğimiz yiyeceklerle beşlenen hücrelerimizdeki enerji ocakları (mitokondriler) aldığımız oksijenle adeta körüğün ateşi canlandırdığı gibi harekete geçerek yiyecekleri enerjiye dönüştürmekle görevlendirilmiştir.

STRES, OKSİJENİ NASIL ENGELLER?

Endüstrileşme, şehir hayatı ve hava kirliliği stresli hayatla iç içedir. Yapılan çalışmalar Amerika gibi sanayide ileri ülkelerde ve büyük şehirlerde insanların akciğerlerini tam kapasite doldurmadıklarını ve doğru nefes alamadıklarını gösteriyor. Bu ülkelerde panik atak gibi hastalıklar da doğal ortamlarda yaşayan kişilere göre daha fazla görülüyor. Stres, beden kimyasında meydana gelen değişiklikle damarları sıkar ve kılcal damarlarımızın hücrelerimize oksijen götürmesini engeller, buna bağlı olarak düşünme bozuklukları, vücudumuzda karıncalanmalar, uyuşmalar, ağrılar ortaya çıkar.

NELER OKSİJENİ BLOKE EDER?

Yeme bozuklukları, diyabet, demir eksikliği, tiroid problemleri, damar hastalıkları gibi organik problemler sebebiyle beyine yeterli oksijen ve glikoz gitmemesi de zaman içinde düşünce bozukluklarına yol açmaktadır.

'AZ OKSİJEN' PSİKOLOJİYİ BOZAR MI?

Psikolojik problemlerin büyük bir kısmı beyne yeterli oksijen gitmemesinden ve glikozun uygun seviyede alınmamasından kaynaklanmaktadır. Doğru nefes alma ve dengeli beslenme bu sebeple çok önemlidir. Beyinde bazı bölgelerin düşme, yaralanma ve doğum esnasında yeterli oksijen alamama gibi sebeplerle hasar görmesinin ve geçirilen streslerin beden kimyasına etki etmesinin (travma sonrası stres bozuklukları) öğrenme güçlükleri ve davranış bozukluklarına yol açtığı bilinmektedir.

OKSİJEN YOKSUNLUĞU NEYE YOL AÇAR?

Takıntılı düşüncelerle kendisini ortaya koyan obsessif kompulsif bozukluk diye bilinen psikolojik problem bu tür nedenlerle de ilişkili olan bir düşünce bozukluğudur. Panik atak, konuşma problemleri, konsantrasyon ve motivasyon problemlerinde de stresin etkisiyle doğru solunum yapılmadığı görülmektedir.

STRESLE NASIL BAŞ EDEBİLİRİZ?

Stres doğru yönetilirse bizi harekete geçtirir ve gelişmemizi sağlar. Bununla beraber zararlı etkilerinden korunmak için stresle başa çıkma yollarını bilmemiz gerekir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz: Temiz hava almak ve doğru solunumu bilmek, dengeli beslenmek, yeterli uyku uyumak, kaslarımızı gevşetebilmek, dinlenmek ve spor yapmak. Ayrıca aile ve arkadaş ilişkilerine önem vermek, kişilik geliştirici çalışmalarda bulunmak, sevdiğimiz hobilerle uğraşmak, problemlerimizi soğukkanlılıkla çözmeye çalışmak, olumlu düşünmek.

BEYİN OKSİJENİ NASIL KULLANIR?

Verimli düşünebilme konuşunda yapılan çalışmalar göstermektedir ki beyne uygun şekilde daha fazla oksijen gitmesi, motivasyon, ezberleme, öğrenme, anlama gibi zihinsel faaliyetlerin verimini artırmaktadır. Beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan adeta beynin yakıtı durumundaki glikozun uygun şekilde, (ne fazla ne de eksik) alınması da verimi artırmaktadır. Zira beyin glikozu depolayarak, sürekli kan dolaşımı yoluyla kandan sağlamaktadır.

NEFES ALMAYI BİLİYOR MUYUZ?

En sağlıklı nefes alma şekli nefesin burundan alınıp ağızdan verilmesi, sessiz ve ağır olmasıdır. Kendiliğinden alıp verdiğimiz nefesler arasında derin nefesleri de kendiliğinden alıp vermemiz gerekir. Bu düzen bazen bozulur. Bu durumda kişinin günde birkaç defa derin nefes almayı alışkanlık haline getirmesi gerekir. Nefes egsersizi şu şekilde yapılabilir: Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ elinizi karnınızın, sol elinizi göğsünüzün üstüne koyun ve gözlerinizi kapatın. Nefes almadan önce ağzınızdan nefes vererek akciğerlerinizi iyice boşaltın. (Nefes verirken ciğerler zorlanmamalı ve nefes itil meden kendiliğinden çıkmalıdır.) Ciğer kapasitenizi hayali olarak üçe bölün. Ve bir, iki diye içinizden sayarak adeta bir balon şişirir gibi akciğerlerinizin bütününü doldurduğunuzu hayal edin. (Bu yaklaşık 5 saniye süre alır.) Önce ciğerlerinizin alt kısmını, sonra orta kısmını, en sonra da üst kısmını doldurduğunuzu hayal edin. Bu arada karnı nız da şişecektir. Kısa bir süre bekleyin. Bir iki diye sayarak nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın. İki saniye kadar bekleyin. Simdi aynı şekilde bir derin nefes daha alıp verin. Egzersizi bir kere daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az dört beş normal nefes alın. Bu şekilde normal nefes almadan derin nefes almaya devam etmek baş dönmesine sebep olabilir.

(Uzman Psikolog Farika Teymur Artır, 11-2008)

21 November 2008

Hibiskus, Hibiküs, Hibiscus sabdariffa - Şeker hastalarına şeker düşürücü

Karabamya

Afrika Bamyası

Familyası: Ebemgömecigiller, Malvengewaechse, Malvaceae

Drugları: HibiskusÇiçekleri: Hibisci flos
Hibiskus?un aslında çiçeklerinin kupa yaprakları ve dış kupa yaprakları çay ve natürel ilaç yapımında kulanılır. Taç yaprakları ise kulanılmaz.

Giriş: Eskiden hibiskus türleri ile bamya türleri birlikte zikredilir iken günümüzde ebemgömecigillerin bir alttürevi olan bu iki tür ayrı alt gruplara ayrılmıştır. Bu nedenle hibiskus Türkiyede karabamya veya Afrika bamyası diye anıla gelmiştir. Almanyada ise çok meşhur bir Yazarın (M. P.) hibiskus?dan bahsederken yanlışlıkla Japon Çiçeğinin fotograflarını yayınlamış ve onun botanik yapısından bahsetmiş ve bir diğer önemli yazar ise hibiskus yerine bamya?dan bahsetmesi nedeniyle zihinleri karıştırmışlardır.

Doğrusu bende önceleri çok yanılmış ve yanlışlıkla başka bitkilerin fotograflarını çekmiştim. Ağustos 95?de Üniversitenin botanik bahçede gezerken tesadüfen hibiskus?u görüp altındaki latince tabalayı okuyunca doğrusu çok şaşırdım. Fakat sonunda yüzdeyüz emin olarak gönül rahatlığı ile bu bitkidende bahsetme cesaretini kendimde buldum.

Botanik: Genelikle bir yıllık bir bitki olup boyu 2 metreye kadar ulaşan , çok çatalı otsu bir bitkidirYaprakları gövedeye oturmuş ğç parça ortadaki parçası uzunca ucu sivri dil şeklinde kenarları kertikli koyu yeşil renklidir.

Çiçekleri beyaz veya hafif pemepemsi beyaz geniş kalp şeklinde göbeğe doğru koyu vişneçürüğü rengini alan taç yaprakları beş adet olup vede ortada bir demet sarı dölenme tozluğu bulunur.

Taç yaprağını kavrayan kupa yaprakları açık veya koyu vişneçürüğümsü yeşil renkte olup üzeri tüylü, kalın etli bir yapıya sahiptir vede bunu etrafını çeviren ayrıca 8-12 adet daha ince, küçük dış kupa yaprakları mevcuttur. Çay ve natürel ilaç yapımında bu kupa yaprağı ile dış kupa yaprağı kulanılır diğer kısımları kulanılmaz.

Yetiştirilmesi: Eskiden vatanı Sudan olan bu bitki günümüzde hemen hemen tropik ve subtropik ülkelerde yetişmekte ve hatta Almanya gibi iklimi ılıman olan ülkelerde bile yetişmektedir. Türkiyenin hemen her bölgesinde yetiştirilebileceği kanatindeyim.

Hasat zamanı: Çiçekleri solduktan sonra kupa yaprakları tekrar kapanır ve kurumaya başlar bu zaman toplanır ve kurutulduktan sonra nemde uzak bir yerde porsenal kablarda muhafazaedilir.

Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Hibiskus yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır örneğin: Pekliğe karşı Ravent-, Keten-, Sinameki-, Nane-, Akdiken-, veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Komisyon E?nin Alman sağlık bakanlığınabağlı olarak çalışan Komisyon E?nin 01.02.1990 tarih ve 22a nolu monografi bildirisine göre hibiskusun tatlandırıcı, renk verici ve aroma verici olarak kulanılabileceğiaçıklanmıştır.

c-) Afrikada halkarasında müshil yapıcı ve renk verici olarak kulanılır. Ayrıca çok az oranda iştahaçıcı ve iltihapları önleyici özeliği olduğu ileri sürülmektedir. Fakat Afrikada asıl hararete karşı serinletici olarak kulanılmaktadır.

Çay: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış, kurutulmuş hibiskus kupa yaprağı demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynarsu doldurulduktan sonra 5-10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Yantesiri: Bilinen bir yantesirir yoktur.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler http://www.dogaltedavi.net/350ifali-bitkiler-g-ke/4008-hibiskus-hibikus-hibiscus-sabdariffa.html

20 November 2008

Fast fooddan sakınmak için 10 öğüt

*1. Yemek yemeye ayıracağınız zamanı kaybedilmiş zaman saymayın. Yemek zamanı, sadece beslenme saatiniz değil, hayattan bir keyif almak için kendinize ayıracağınız zamandır.*

*2. Mümkün olduğunca dostlarınız, sevdikleriniz ile birlikte yemek yiyin; yemeğe sohbetin de tadını katın. (Buna bir fast food restoranında pek izin verilmez.)*

*3. Evde yemek pişirilmesini ve ailenin sofrada bir araya gelmesini teşvik edin. Yemek pişirene aile için çok değerli bir şey yaptığını hissettirin. Aile sofrasını çekici hale getirin.*

*4. Hiç değilse haftada veya onbeş günde bir ailece bir geleneksel lokantaya gidin veya evde alışılmışın dışında bir mönü hazırlayın; o gününüz sadece bu yemekten dolayı "özel" olsun.*

*5. Öğle yemeklerinde ev dışında iseniz, her gün aynı şeyi yemeyin. (Bu aynı şey, sadece hamburger değil, ekmek arası döner, pizza, lahmacun da olabilir.) Çevrenizdeki lokantaları, kafeleri, büfeleri öğrenin;
değişik lezzetler arayın. Arada bir evden iş yerinize yemek getirmekten yüksünmeyin. (Bunun için size bir sefertası gerekebilir. Sefertası taşımak, hafife alınacak bir durum değildir. Çocuğunuz için beslenme çantası ne kadar normal ise, sizin için de sefertası o kadar normaldir.)*

*6. Çocuğunuzun beslenme çantasına evde hazırlanmış yiyecekler koymaya gayret edin. (Çocukların fast food bağımlısı olmaması için, veliler ile okul yönetimlerinin iş birliği çok önemlidir. Beslenme saatleri bu iş birliği için iyi bir zemin olur.)*

*7. Çocukları fast food restoranlarının çekim alanından uzak tutmaya çalışın; ama, baskıcı, yasakçı değil, alternatif gösterici, geliştirici olun. Fast food bağımlısı olmuş erişkinler için yapabileceğiniz
en iyi şey, onlara "afiyet olsun" yerine "kaloriniz, yağınız, tuzunuz, kolesterolünüz bol olsun" demektir. *

*8. Fast food restoranlarında satılan köftemsi yiyeceklerin içinde ne olduğunu ve Dünya'nın her tarafına yayılmış, gittikçe çoğalan bu restoranların her yerde, her zaman aynı olan mönüleri için bunca etin,
patatesin, diğer gıda maddelerinin nasıl tedarik edildiğini öğrenmeye çalışın. Tam olarak öğrenemeseniz de, elde edeceğiniz ip uçları, canınızı sıkmaya yeter.*

*9. Bir fast food restoranına gitmek zorunda kalırsanız, kendi kendinize keyifli bir yemek için orada bulunduğunuzu telkin ederek, atmosferi, nesneleri ve olup biteni iyice gözlemleyin. ınsanların ileri
derecede rasyonelleştirilmiş bir sistem içinde otomatik bir tüketim makinası gibi hareket ettiklerini farkedeceksiniz. (Bunun sizi rahatsız edeceğini umuyoruz. Ama, rahatsız olmasanız da, zaten kısa bir süre sonra sistem tarafından rahatsız edileceksiniz. Fast food kurmayları, restorana girişinizden azamî yedi dakika sonra çıkış kapısının kolunu tutmuş olmanızı ideal durum olarak belirlemişlerdir.*

*10. Fast food sisteminin esasını kavramaya çalışın. Bu sistemin fast food restoranları dışında da hayatımızı dört bir yandan kuşattığını, benliğimizi sınırlandırdığını, haz alma duyumuzu körelttiğini, bizi bütün Dünya için biçilmiş insanîlikten uzak bir hayat tarzına sürüklediğini göreceksiniz. Tekdüzelik size göre değilse, bir makina gibi ömür tüketmek değil, insanca haz alarak yaşamak istiyorsanız, bu sisteme ayak direyin.*

19 November 2008

İnsülin hormonu ve enjeksiyonu hakkında bilmeniz gerekenler

KURUMSALHABERLER , 19.11.2008

Enjeksiyon sonrası o bölgeye masaj, ısı uygulaması yapmak, o bölgede geçici ısı artışı olması ve o bölgeye egzersiz uygulanması insülin emilim hızını artırır. Örneğin, ağırlık çalışan birinin kollarına, futbol oynayan birinin bacaklarına, mekik çeken birinin karnına insülin yaptıktan sonra, bu kişinin egzersiz yapması insülinin hızla emilmesine neden olur.

İnsülin nedir?
İnsülin, vücudumuzda midenin arka tarafına yerleşmiş, yaprak şeklinde bir organ olan pankreasın beta hücrelerinden salınan bir hormondur. Kanda serbest olarak dolaşan şekerin hücre içine girmesini sağlar. Böylece hem kandaki şeker düzeyi normal seyretmiş hem de yaşam için enerji sağlanmış olur.

Yediklerinizden enerji olarak faydalanabilmeniz için vücudunuzdaki insülin yeterli ve etkili olmalıdır. Çünkü hücrelere glikozun girişi için kapıyı açan anahtar insülindir. Diyabetlilerde ise pankreas yeterli insülini üretemez ya da üretilen insülin vücutta etkili bir şekilde kullanılamaz. Bu da kan şekerinin yükselmesine neden olur. Bu durumda vücudunuz için hayati öneme sahip olan insülini dışarıdan sağlamanız gerekir.

İnsülinleri nerede ve nasıl saklamalısınız?
İnsülin enjeksiyonunda kalem kullanıyorsanız, kalemi buzdolabına koymaya gerek yoktur. Oda ısısında(25 dereceye kadar) saklayabilir, çantanızda taşıyabilirsiniz. Fakat kaleminizi direkt güneş ışığına maruz bırakmayınız. Kalem dışındaki diğer yedek insülin flakon ve kartuşlarınızı buzdolabının kapağında orta tarafında 2 - 8 derece arasında saklayınız.

İnsülinlerinizi asla dondurucu bölümlere koymayınız, dondurmayınız. Donmuş insülinleri de kullanmayınız.

Seyahat esnasında yedek insülinlerinizi, insülin seyahat çantalarıyla muhafaza etmeye çalışınız. Uçak yolculuğu yapacaksanız, hava yollarına bilgi veriniz, insülinlerinizi yanınıza alınız.

Açılmış insülinlerinizi 28-30 gün süre ile kullanabilirsiniz. Eğer bu sürenin sonunda insülininiz bitmediyse kalanını kullanmayınız, yenisini açınız. İnsülin satın alırken de son kullanma tarihine ve insülininizin ticari ismine dikkat ediniz, yanlış insülin almayınız.

İnsülinleri nerelerden ve nasıl uygulamalısınız?
İnsülinler kol, bacak, karın ve kalçadan uygulanmaktadır. İnsülin emiliminin en iyi olduğu bölge ise karın bölgesidir. İnsülini kalbe ne kadar yakın bölgeye enjekte ederseniz, emilimi o kadar çabuk olur. Dolayısıyla kol, bacak ve kalça bölgelerine doğru insülinin emilim hızı giderek azalır.

Enjeksiyon sonrası o bölgeye masaj, ısı uygulaması yapmak, o bölgede geçici ısı artışı olması ve o bölgeye egzersiz uygulanması insülin emilim hızını artırır. Örneğin, ağırlık çalışan birinin kollarına, futbol oynayan birinin bacaklarına, mekik çeken birinin karnına insülin yaptıktan sonra, bu kişinin egzersiz yapması insülinin hızla emilmesine neden olur.

İnsülinler; insülin enjektörü, insülin kalemleri ve insülin pompalarıyla deri altına (subkutan dokuya) uygulanır. Yaptığınız insülinin daha etkili olması için insülin uygulama bölgelerinizi rotasyon tekniği ile değiştiriniz. Giysilerinizin üzerinden kesinlikle insülin enjeksiyonu yapmayınız. Her enjeksiyonda yeni iğne ucu veya yeni insülin enjektörü kullanınız.

Sürekli aynı bölgeden ve aynı iğne ucu ile insülin yapmak,

- Enjeksiyon bölgesinde şişlik, sertlik ve morarmalara,
- Enjeksiyon bölgesinde insülin birikimine,
- Lipoatrofi(enjeksiyon bölgesinde yağ dokusu kaybı ve erimesine bağlı oluşan çukurlar) ve lipohipertrofilere(yağ dokusu birikimi sonucu enjeksiyon bölgesinde oluşan sertlikler) yol açmaktadır.

Dolayısıyla hem canınız daha çok yanar, hem enfeksiyon riskiniz artar, hem de insülininizin etkinliği azalmış olur.

İnsülin enjeksiyonunuzu nasıl yapmalısınız?
• Öncelikle ellerinizi ılık su ve sabunla yıkayınız.
• Yapacağınız insülin dozunuzu hazırlayınız (insülin kalemi / insülin enjektörü ile)
• Enjeksiyon yapacağınız bölgeyi alkollü pamukla siliniz ve kurumasını bekleyiniz.
• Enjeksiyon yapacağınız yeri iki parmağınızla kıstırarak kaldırınız (çimdikleme tekniği) ve iğnenin metal kısmını bu bölgeye dik olarak, sonuna kadar batırınız.
• Pistonu sonuna kadar iterek ayarladığınız insülin dozunuzun hepsini enjekte ediniz ve iğneyi çekmeden önce yavaş yavaş 10’a kadar sayınız.
• Daha sonra iğneyi yine dik olarak çekiniz ve kuru pamukla enjeksiyon yerine sadece bastırınız, ovuşturmayınız.
• Kullandığınız insülin enjektörü veya kaleme taktığınız iğne ucunu çıkartarak atınız ve kaleminizin kapağını kapatınız.
• Kısa ve uzun etkili insülinler berrak görünümlü, orta etkili ve karışım (mix) insülinlerin ise bir çoğu bulanık görünümlüdür. İnsülininizin hangi gruptan olduğunu hekim veya hemşirenizden öğreniniz. Eğer insülininiz bulanık görünümlü ise enjeksiyonunuzu yapmadan önce tamamen karışması için insülin kaleminizi veya insülin şişesini ellerinizin arasında 10 kez yavaş yavaş yuvarlayarak iyice karışmasını sağlayınız, daha sonra insülin dozunuzu ayarlayınız.
• İnsülininizi hangi vakitlerde, yemekten ne kadar zaman önce ya da hangi saatlerde, nasıl yapmanız gerektiğini mutlaka öğreniniz.

Eğer insülininizi insülin enjektörü ile yapacaksanız
• İnsülin şişenizin tepesini alkollü pamukla siliniz.
• Kullanacağınız doz kadar havayı enjektörünüze çekip, sonra bu havayı insülin şişesine boşaltınız.
• İstenilen insülin dozunu enjektörü şişeden hiç çıkartmadan, şişeyi ters çevirerek enjektöre çekiniz.
• Kesinlikle insülin enjektörü dışında bir enjektör kullanmayınız.
• Hazırladığınız insülini yukarıdaki uyarıları dikkate alarak enjekte ediniz.
• İnsülin enjeksiyonunu asla giysilerinizin üzerinden yapmayınız.

Kimler insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyar?
• Tip 1 Diyabetliler (insüline bağımlı şeker hastaları)
• Gebe diyabetlilerin bazıları
• Ağızdan alınan şeker düşürücü haplara yanıt vermeyen Tip 2 diyabetliler
• Akut ve kronik komplikasyonları olanlar
• İdrarda şeker pozitifliği olanlar
• Acilen cerrahi girişim yapılmasına karar verilip şekeri yüksek seyreden hastalar
• Pankreadektomi geçiren tüm hastalar
• Diyabete bağlı olarak sinir sistemi göz ve böbreklerinde hasar oluşmuş diyabet hastaları.

İnsülin tedavisinin amaçları nelerdir?
• Diyabetin diğer organlarda oluşturacağı sorunları önlemek,
• Kan şekerini normal düzeye getirmek ve bu düzeylerde tutmak,
• Önlenemeyecek düzeyde sorunlar oluşmuşsa ilerlemelerini durdurmak,
• Hamilelik ve bebekle ilgili komplikasyonları önlemek,
• Çocuklarda büyüme ve gelişmeyi sağlamak.

İnsülin çeşitleri nelerdir?
• Çok kısa etkililer
• Kısa etkililer
• Orta etkililer
• Uzun etkililer
• Karışık insülinler

Kullandığınız insülinin hangi gruba girdiğini, hangi zamanlarda, nasıl kullanmanız gerektiğini doktorunuzdan veya diyabet eğitim hemşirenizden öğreniniz.

Kan şekeriniz beklenmedikbir şekilde düştüyse
Hipoglisemi, kan şekerinde düşüş (60 mg/dL) olması durumudur. Yüklü dozda ilaç, insülin, egzersiz, yetersiz beslenme ve stres hipoglisemiye yol açabilir.

Eğer hasta baygın değilse ve bir şeyler yutabilecek durumda ise, tedavi olarak ağızdan glukoz (kesme şeker, bal, reçel, meyve suyu veya glikoz tablet) verilmelidir. Hipoglisemi çikolata ile tedavi edilemez. Çünkü çikolatanın içindeki yüksek miktardaki yağ şekerin emilimini yavaşlatır. Dolayısıyla kan şekerini hızlıca yükseltemezsiniz. Oysa amaç o anda kan şekerinin hızlıca normale dönmesini sağlamaktır.

Hastanın bilinci kapalıysa doğrudan GLUCAGON enjeksiyonu uygulanır. İnsülin enjeksiyonundaki cildi kabartma işlemi bu enjeksiyonda yapılmaz.

Direkt kas içine enjekte edilir. Diyetisyeninizin önerdiği ara öğünü vaktinde almayı ve yanınızda mutlaka kesme şeker ya da meyve suyu bulundurmayı ihmal etmeyiniz. Yanınızda diyabet kimlik kartınızı taşımayı da unutmayınız.

Aile bireylerinizin, arkadaşlarınızın ve yardımcılarınızın düşük kan şekeri belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmeleri, sizin için hayati önem taşır.

Hipoglisemi belirtileri
• Görme bozukluğu
• Anksiyete
• Titreme
• Başağrısı
• Açlık
• Güçsüzlük / yorgunluk
• Aşırı sinir
• Terleme
• Kalp çarpıntısı
• Baş dönmesi

Kan şekerinde yükselme: Hiperglisemi
Günlük açlık kan şekerinin 125 mg/dL’nin üzerinde ve günün herhangi bir saatinde kan şekerinin 200 mg/dL ve üzerinde olması durumudur.

Belirtileri nelerdir?
• Ağız kuruluğu, hararet basması, çok su içme,dilin basıklaşması
• Sık idrara çıkma
• Bulanık görme
• Uyku hali, yorgunluk
• Ayak tabanlarında yanma hissi, karıncalanma, uyuşma hissi
• Deride kuruma ve kaşıntı
• Kesik ve yaraların geç iyileşmesi
• Sık sık enfeksiyon geçirme

Hiperglisemi nedenleri nelerdir?
• İlaçları uygun dozda kullanmamak
• Diyete uymamak, fazla yemek
• Egzersiz yapmamak
• Enfeksiyon, stres

Unutmayın!
• İnsülin hayat kurtarıcıdır, bağımlılık yapmaz.
• En mükemmel tedavi yöntemidir.
• Uygun kullanıldığı takdirde hiçbir zararı yoktur.
• Kullanmakta gecikmeyin. Eğer bir sorununuz olursa mutlaka sağlık görevlinize başvurun ve diyabet kimlik kartınızı yanınızda taşımayı ihmal etmeyin.

18 November 2008

Buğday Çimi suyu nasıl hazırlanır?

Buğday çimini evlerinizde kendinizde kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. Üstelik bunun için toprağa da gerek yok. Öncelikle cam veya porselen bir kaba ihtiyaç var. Ayrıca o yılın mahsulü olan ve organik olması tercih edilen buğdaya. Geriye sadece ince bir temiz tülbent gerekli. Cam kabınızın tabanına tülbentinizi yerleştirdikten sonra buğdaylarınızı serpip üstüne tekrar tülbenti örterek buğdaylarınızı arada bırakın. Daha sonra klorlu olmayan şişe içme suyuyla çiçeklerinizi suladığınız sprey şişelere bu suyu koyarak püskürtme yoluyla sürekli nemli kalmalarını sağlayınız. 3-5 günde buğdaylarınız çimlenecek. Bunları ister çerez gibi kök ve filizi bir arada olacak şekilde tüketin. Isterseniz salatalarınıza serpip tüketin. eğer daha fazla çimlendirmek isterseniz sulamaya devam edip 4-10 cm boyunda çimler elde edip suyunu sıkıp içebilirsiniz.(çimen suyunun kendine özel bir makinasi var)

Peki çimen suyu neden son zamanlarda bu kadar popüler oldu, nedir bu normalde alt tarafı çim diye baktğımız bitkinin içindeki özellik?

Çimen suyu, tepsisinden taze, kesilir kesilmez içildiğinden klorofil yoğunluğu inanılmaz derecede yüksektir. Bitkilerin çoğunda bulunan klorofil güneşten gelen enerjidir, ve biz çimen suyunu içerek direk bu enerjiyi kendi hücrelerimize veririz. Klorofilin içinde yüksek miktarda vitaminler, mineraller ve protein bulunur. Klorofili esasında bitkinin kanı olarak ta adlandırabiliriz, çünkü klorofil olmadan birçok bitki hayatta kalamaz. Klorofil tüm hücreleri kuvvetlendirdiği gibi aynı zamanda karaciğeri ve kanı temizleme gibi bir özelliğe de sahiptir. En önemli bir diğer özelliği ise anemik (kandaki demiri düşük) olan kişilerde bu rahatsızlığı, yeteri derecede tüketildiğinde ortadan kaldırmasıdır. Klorofil aynı zamanda diş çürüklerini önler, ve diş etlerini sağlamlaştırır. Birçok cilt rahatsızlığına da iyi gelir.


Eğer bugünkü şehir yaşamımızı göz önüne alırsak hiçbirimiz doğal ortamlarda yetişmiş çiğ sebzelerden oluşan günlük bir menü tüketmiyoruz. Aksine yiyecekleri bakteri ve virüslerden arındırmak için normalde daha fazla pişirdiğimiz bile oluyor. Böylelikle de gıdalardan aldığımız besin değerini inanılmaz derecede düşürmüş oluyoruz.

Çimen suyunda likid oksijen bulunur. Bu oksijen, gıdaların daha iyi metabolize olmasını ve daha net ve açık düşünmeyi sağlar, çünkü beyin sağlıklı fonksiyon gösterebilmek için vücuttaki oksijenin yüzde 25’ini kullanır. Bunun dışında daha iyi bir kan dolaşımı da sağlar ki bu da hücreleri çok daha iyi bir biçimde besler.

Günde iki kahve fincanı kadar çimen suyu tükettiğinizde günlük ihtiyacınız olan tüm A,C,E ve B-vitaminlerini almış olursunuz. Bu vitaminleri çok doğal bir şekilde aldığınızdan alınan vitamin haplarına göre vücut çok daha iyi metabolize eder, ve faydasını görür. Tüm bunların yanı sıra vücudun kalsiyum, demir, sodyum, potasyum ve magnezyum ihtiyaçlarını da karşılar.

Vücut için gerekli olan tüm amino asitlerde çimen suyunun içinde vardır. Et, tavuk, balık veya diğer hayvansal gıdalardan alabileceğimiz protein iki fincan çimen suyunda yeteri kadar vardır. Özellikle vejeteryanlar için inanılmaz bir protein deposudur.

Çimen suyunun içinde inanılmaz derecede enzimler vadır ki, bunlarda tükettiğimiz gıdaların çok daha iyi metabolize olmasını sağlar.

* Çimen suyu toprakta bulunan 102 mineralden 92sini içinde barındıyor.
* Çok yüksek enzim oranı olduğu kadar yüzde 70 klorofil içeriyor.
* Çimen suyu iki şekilde tüketildiği zaman kişide yüksek enerjiye yol açıyor: 1. vitamin ve mineral eksikliklerini kapatıyor 2. hücreleri, kanı ve organları tıkayan artıkların vücuttan atılmasını sağlıyor.
* Kilo vermeye çalışanlarda, kan dolaşımını ve metabolizma hızını yükselterek yardımcı oluyor.

Bir önemli hususta, kesinlikle aç karnınıza içmenizdir. Böylelikle direk kana karışır ve etkisini çok daha iyi gösterir. Ama eğer ilk kez çimen suyu içecekseniz bunu boş bir gününüzde evinizde ya da evinize yakın bir yerde içmenizi tavsiye edilir. Vücut anında detoks moduna geçtiğinden mideniz bulanabilir, ya da aşırı baş ağrısı çekebilirsiniz veya bağırsaklarınız bozulabilir. Bunların hiçbirisi de olmayabilir.

12 November 2008

Gerçek Bal nasıl anlaşılır?

Bal buzdolabında şekerleniyorsa gerçektir.

Balın kesafeti (yoğunluğu) çok, akışkanlığı sürekli olmalıdır, kesik kesik akan bal sahtedir. Çiçek balı hızlı, çam balı ise daha yavaş akar

Gerçek bal kaşıkla alındığı zaman kesintisiz gelir.

Buzdolabında yaklaşık bir ay bekleyen balın krem ya da tereyağ kıvamına gelmesinin balın hakiki olduğunu gösteriyor.

Sabit kalem (kuşun kalem değil ucu ıslandığı zaman mor renk yazan) alın bala uç kısımını daldırın sonra parmağınıza sürün renkli olarak çıkıyorsa bal karışıktır çıkmıyorsa hakiki baldır.

Soğuk havada donma yapmaz ise bal sahtedir... Zeytin yağının donması gibi kavanozun alt kısımları donma yapar ise hakiki baldır.

Sahte balın rengi biraz daha açıktır, normal balın kokusu yoktur. Normal balın kıvamı biraz daha katıdır.

Balı kaşıkla alıp yere döktüğünde sahte bal uzayıp resmen örümcek ağı gibi havada uçar.

Balın şekerlenmesi durumunda ise, eski hâlini alması için güneşe çıkarılması veya kabıyla birlikte sıcak suya konulması kâfidir.

Bal şekerle yapılan diğer şerbetlere nazaran çok daha fala keskindir. Fazla yendiği zaman genizde hafif yanma yapar. bu yediğiniz gerçek baldır.

Balda hafif te olsa şekerden kaynaklı alkol olması nedeni ile kibrit çöpü veya kağıt üzerinde cızırdayarak yanar.

23 November 2006

ASPIRIN: HARIKA ILAÇ

Dünyaca ünlü saglik dergisi Men s Health in, uzman görüslerine basvurarak yaptigi bir derlemede faydalari saymakla bitirilemeyen Aspirininin iyilestirici etki yaptigi belirlenen 12 yeni hastalik daha masaya yatirildi. Amerikan Kalp Vakfi nin sözcüsü olan ve Mayo Clinic te ilaç uzmani olarak görev yapan Dr. Gerald Fletcher, "Bu kadar farkli amaçlarla kullanilabilecek baska bir ilaç yok. Hala Aspirin in yeni faydalarini bulmaya devam ediyoruz" diyor.

Iste mucize ilacin 12 yeni marifeti....

Kaşıntıyı kesiyor:

Birkaç tablet Aspirin i ezip toz haline getirin. Elde ettiginiz tozu bir miktar nemlendiriciyle karistirip kasinan bölgeye sürün. Bu losyon Aspirin in cilde nüfuz etmesini saglayacak ve kasintiyi durduracaktir.

Tansiyonu düsürüyor:

Ispanyol bilimadamlarinin yaptigi bir arastirma, Aspirin in yüksek tansiyona iyi geldigini ortaya koydu. Her gün alinan 100 miligram aspirin büyük ve küçük tansiyonu belirgin oranda düsürüyor.

Ancak uzmanlar uyariyor: Aspirini sabah degil, geceleri içmelisiniz.

Günes yanigina karsi:

Yazin bir anda korunmasiz olarak günesin altinda kalmaktan kaynaklanan yaniklar bir hayli can yakicidir ve ardindan cildin kabarciklar seklinde su toplamasina neden olur. Ancak çok fazla günes altinda kaldiktan en az bir-iki saat sonra alinacak iki adet Aspirin hem yanmayi hem de cildin su toplanmasini azaltir.

Kalp dostu:

Günde en az 75 miligram Aspirin almak kani inceltip damar iltihaplanmasini önleyerek kalp hastaliklari riskini yüzde 30 oraninda düsürebiliyor. Gögüs agrisi hissedildiginde bir

Aspirin çignemek, olasi kalp krizini bastan önlemeye yardimci oluyor ve kriz geçirilmisse bile bunun yarattigi tahribati azaltiyor.

Nasira iyi geliyor:

5-6 adet Aspirin i toz haline getirip yarimsar çay kasigi su ve limon suyuyla karistirin. Nasirli bölgeye bu karisimi sürdükten sonra üzerini sicak ve nemli bir bezle 10 dakika örtün. Aspirin in içindeki asit nasiri yumusatacak ve süngertasiyla biraz ovduktan sonra nasiriniz düzelecektir.

Prostati önlüyor:

Ünlü saglik merkezi Mayo Clinic in uzmanlari tarafindan 1400 erkek üzerinde 5.5 yil boyunca yapilan bir arastirma, prostat riskinin her gün Aspirin içen erkeklerde iki kat azaldigini gösterdi.

Kolon kanserini önlüyor:

Aile bireylerinizden biri kolon kanseriyse her gün Aspirin içmenizde büyük fayda var. Zira arastirmalara göre günde 81 miligram Aspirin alan erkeklerde kolon kanseri riski, almayanlara göre yüzde 50 oraninda düsebiliyor.

Uçuklari geçiriyor:

Macar uzmanlar tarafindan yapilan bir arastirmaya göre, her gün alinacak 125 miligram Aspirin uçuklarin cilt üzerindeki ömrünü ortalama 8 günden 5 güne düsürerek, neredeyse yari yariya azaltabiliyor. Aspirin, uçuga neden olan iltihabi da azaltarak, etkilenmis bölgenin daha çabuk iyilesmesini sagliyor.

Alzheimer dan koruyor:

Hollanda daki Erasmus Tip Merkezi nde görevli bilim adamlari tarafindan yapilan bir arastirmaya göre birkaç yil boyunca düzenli Aspirin kullananlarda Alzheimer hastaligina yakalanma riski, bu ilaci düzensiz kullananlara göre yaklasik yüzde 80 oraninda daha az ortaya çikiyor.

Kadinda kisirliga iyi geliyor:

Arjantinli uzmanlar, çocuk sahibi olamayan bir grup kadin üzerinde testler yapti. Kadinlardan bir bölümüne sadece kisirlik ilaci, diger gruba ise kisirlik ilaciyla birlikte 100 miligram Aspirin verildi. Aspirin, yumurtalikta kan dolasimini artirdigi için, ilaci Aspirinle alanlarin hamile kalma sansi yüzde 40 artti. Sadece kisirlik ilaci alanlarda ise yüzde 20 artis görüldü.

Sigilleri söküp atiyor:

Bir parça bant alin, ortasina yuvarlak bir delik açin ve bu delik tam sigilin üzerine gelecek sekilde banti cildinize yapistirin. Ucu banttan disari çakan sigilin üzerine, daha önce toz haline getirdiginiz Aspirin i sürün ancak cildinizin diger taraflarina bulastirmayin. Sonra bunun üzerini baska bir bantla kapatip ayni islemi üç gece üst üste uygulayin.

Sigiliniz iyilesecektir.

Felçten koruyor:

Felcin nedeni kan pihtilasmasi. Aspirin in en önemli özelligi de pihtilasmayi önlemesi. Her gün alinacak bir Aspirin in, felç geçirmis erkeklerde yeni bir felç riskini yüzde 25 oraninda önledigi biliniyordu.

Bundan yola çikan uzmanlar, genel olarak felç riski tasiyanlarda da ayni oranda etkili olacagini düsünüyor. Hatta bazi arastirmalar bu oranin daha da yüksek olabilecegini gösteriyor.



Dikkat Aspirin midenizi delebilir!

Bu yeni faydalariyla Aspirin in gerçekten mucize ilaç oldugu bir kez daha kanitlandi. Ancak her ilaç gibi Aspirin in de zararli etkileri olabiliyor. Uzmanlar özellikle mide hastalarini uyariyor: Dikkat, Aspirin mideyi delebilir. Çünkü mide asit salgilayan bir organ. Aspirin veya romatizma ilaçlari* midenin koruyucu örtüsünü ortadan kaldiriyor. Böylece iç örtü asitle dogrudan temasa geçiyor.

KAYNAK:STED DERGISI

15 November 2006

Beslenme

Beynimiz vucudumuzun kucuk bir bolumunu olustursa da, yiyeceklerle alinan enerjinin yuzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algilama yetenegimizi arttirir, daha verimli yapar, daha hizli dusunmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi saglar.

BELLEK

HAVUC: Hatirlama yetenegimizi arttirir, cunku havuc beyin metabolizmasini canlandirir. Bir sey ezberlerken bir ufak tabak sivi yagli havuc salatasi yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatcilarinin ve muzisyenlerin ihtiyaci olan bir meyvedir. Ornegin uzun bir metin ezberleyebilmek icin fazla miktarda C vitaminine ihtiyac vardir. Ayrica onemli bir eser halinde element olan mangan icerir.

AVOKADO: Kisa sureli bellek icindir (Ornegin alisveris listesini yaparken).
Fazla miktarda yag asidi icerir. Yarim avokado yeterlidir.

MUTLULUK

KIRMIZI BIBER: Ne kadar aci olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vucudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgilanmasini hareketlendirir. En iyisi cig yenmeli.

CILEK: Stresi giderir. Lifli maddesi mutluluk verir. Dozu en az 150 gram.

MUZ: Sirri serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olmasi icin ihtiyaci
vardir.

OGRENME

LAHANA: Sinirliligi giderir (tiroit bezlerinin aktivitesini yavaslattigi icin). Daha stressiz ogrenilir (ornegin sinav oncesi).

LIMON: C vitamininden dolayi canlandirir, algilama yetenegini artirir. Dil ogrenme kursundan once 1 bardak limon suyu icin.

YABAN MERSINI: Uzun sureli bir ogrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanladaha iyi beslenmesini saglar.

DIKKAT VERME

KARIDES: Beyin besinidir. Vucuda onemli omega 3 yag asitleri saglar. Dikkat verme suresini daha uzatir.

SOGAN: Asiri yipranmaya, fiziksel yorgunluga karsi. Kani sulandirir, beyin oksijeni daha iyi alir.

CEVIZ, FINDIK, FISTIK: Konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarinda, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin olusumunu hareketlendirirler.

YARATICILIK

ZENCEFIL: Icerdigi maddeler beynin yeni fikirler uretmesini saglar. Kan sulandigi icin vucutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir.

KIMYON: Insanin aklina birden bir fikir getirtir. Icerdigi ucucu yaglar butun sinir sistemini uyarir, ancak yaratici dusunce sartiyla. Aniden bir fikre, bir bulusa ihtiyaci olan kimyon cayi icmelidir (bir fincana iki tatli kasigi dolusu kimyonla).

STRESE KARSI

Gerginsek ne yapariz? Bir fincan kahve veya bir kola iceriz. Bu da yetmezse cikolata ve hamburger yeriz. Boylece daha fazla strese gireriz. Besleyici maddelerin eksIkligi, cok miktarda kafein ve seker sinirleri iyice bozar dahasi vucudun savunma sistemini, direncini zayiflatir. Dogru bir beslenme
stresli zamanlarin ustesinden gelmemizde bize yardimci olacaktir. Bunun icin de yanlis aliskanliklarimizi degistirmemiz gerekecektir.

KAHVALTI ONEMLIDIR

Kahvalti etmeden disari cikmayin. Sabahlari enerji depomuz bostur,beynin akaryakiti yoktur. Bu yuzden yataktan kalkinca biraz hassas, alingan, sinirli ve dikkatsiz olmamiza sasirmamali. Okul cocuklari ile yapilan bir arastirmada iyi bir kahvalti edenlerin daha verimli olduklari ortaya cikmistir. Kahvaltida karbonhidrat ile protein dogru bir karisimdir.Ornegin kepek veya cavdar ekmegi ile peynir veya yulaf ezmesi ile meyve veya yogurt. Kahveyi azaltin. Sabahlari bir iki fincan kahve uyku sersemliginizi gidermede yardimci olur. Fazlasi ise sadece kalp carpintisina ve huzursuzluga, daha sonralari da uykusuzluga yol acmakla kalmayip hassas insanlarda korkuya ve endiseye de neden olur. Kolali ickiler de kafeinicerir.

Cikolata yerine meyve yiyin. Arada bir yenen cikolataya bir diyecegimiz yok. Fakat fazla miktarda seker kan sekerini altust eder. Seker miktari once artar, sonra hemen duser. Sonucta yorgunluk ve tatlilara karsi istek ortaya cikar. Buna karsilik meyve veya kepek, cavdar urunleri organizma
tarafindan daha yavas enerjiye donusturulur, kan sekerinin dengesibozulmaz.

Sik sIk bir seyler atistirin. Buyuk porsiyonlu ve yagli yemekler hemen hemen uyku ilaci etkisi yapar. Fazla yag ayrica bagisIklik sistemini zayiflatir. Fakat gunde bir cok defa yenen birkac lokmalik bir sey enerjiyi ayni duzeyde tutar.

Alkolun olumsuz etkisi. Cok fazla alkol acisini ertesi sabah sadece bas agrisi ile degil, unutkan ve dikkatsiz olmakla cikarir.


SINIR BESINLERI

Onemli anti-stres maddeleri mineral olarak kalsiyum (sut urunlerinde, yesil sebzelerde) ve magnezyumdur (kepek, cavdar, baklagiller, bal kabagi ve aycicegi cekirdegi). B vitaminleri grubu ayni zamanda sinir vitaminleri olarak adlandirilir. B vitaminleri ette, balikta, kepek cavdar urunlerinde
ve koyu yesil sebzelerde bulunur. Sunu da aklinizdan cikarmamalisiniz;stres vitaminlere ve minerallere olan ihtiyaci arttirir. Bunun stratejisi sudur: bol miktarda antioksidan vitaminler, yani C, E, beta-karotin vitaminleri ve selen. Pratik olarak bunun anlami: Gunde bes kere ufak porsiyonlar halinde meyve veya sebze, her gun zeytinyagi soslu salata ve
yulaf ezmesi veya kepek ya da cavdar ekmegi yemektir. Selen kepek ve cavdarin disinda balikta da bulunur.
Kozm"etik" yalanlar!

Gunumuz insaninin hayatina belki de gereginden fazla giren kozmetiklerin bazi yan tesirlerini hatirlatmak gerekiyor. ABD'de yapilan bir arastirma, kozmetiklerde, 800'den fazla zararli kimyevi madde bulundugunu ortaya cikardi.

Deodorantlar, parfumler, nemlendiriciler, rujlar, pudralar, maskaralar, rimeller, sampuanlar, tiras losyonlari, sac boyalari, kremler, kapaticilar, kirisIklik gidericiler ve istege gore cok degisIk markalardaki kozmetik urunler; guzellesmek ve kendini daha iyi hissetmek icin yaygin olarak kullaniliyor.

Kozmetik harcamalarinin, temel ihtiyac maddeleriyle kiyaslandiginda cok yuksek bir maddî karsiligi var. Turkiye gibi bir ulkede onlarca temel ihtiyac maddesi icin para yetistirmeye calisan insanlar, harcamalarinin yuzde ucune yakin miktarini kozmetige ayiriyor.
Kozmetiklerin sagligimiza verdigi zararlar hatirlatilinca asagidaki itirazlar akla gelebilir:

• Niye zarari olsun, bunlar zaten saglik ve guzellik icin uretilmiyor mu?
• Kozmetik uretici firmalar urunleri guvenli olmasa satmazlar, degil mi?
• Bu urunlerin sagligimiza uygun olup olmadigini devlet mutlaka denetliyordur.
• Hem zararli olsalar, kulagimiza gelirdi!

Ne var ki, Eylul 2002'de yayimlanan bir haber bu konuda oldukca uyarici. Haber soyle;
"Guzelligin bedeli agir! ABD Ulusal Meslekî Guvenlik ve Saglik Enstitusu'nun yaptigi bir arastirma, kozmetiklerde, 800'den fazla zararli kimyevi madde bulundugunu ortaya cikardi. Ote yandan, parfumlerin icinde bulunan kimyevi maddelerin, sinir sistemi bozuklugu, nefes duzensizligi ve alerjik reaksiyonlara yol acabildigi tespit edildi."

Her kadinin yilda ortalama 2 kilo kozmetik urun kullandigi Amerika'da, Kongre'nin yaptirdigi arastirmaya gore, kozmetiklerin 800'den fazla zehirli madde ihtiva ettiginin; ayrica kanser, alerjik reaksiyon ve dogum kusurlarina sebep oldugunun ortaya konmasi; yukaridaki haberi teyit etmekte.

Kozmetiklerin kullanildigi vucut bolgelerinde sebep olduklari enfeksiyonlar da unutulmamali. Kozmetiklerin sagliga zararli olmasina kasten olmasa da goz yumuldugu, biraz da izin verildigi soylenebilir. Cunku kozmetiklerin uzerinde, saglik acisindan hem uretici hem de tuketiciler tarafindan yiyecekler ve ilaclar kadar cok durulmuyor.

Siradan bir el kreminde ne kadar kimyevi madde var biliyor musunuz?

Kozmetik maddelerden sac spreyleri, parfumler ve pudralar solunum yoluyla; rujlar ve sprey tarzinda kullanilan bazi parfumler yutularak; goz cevresi icin pazarlanan urunler o bolgedeki ince deri ve mukoza tarafindan emilerek; yine sac boyalari, kremler ve benzeri sekilde cilde uygulananlari da deriden vucuda giriyor.

Kozmetiklerin uretiminde kanser yapici ve alerjik ozelligi one cikan yuzlerce madde kullaniliyor. Her kimyevi maddenin bir veya daha fazla yan tesiri bulunmakta. Yuz kremleri ve goz civarinda kullanilan kozmetiklerin, mikrobik bulasmalara sebep oldugu da biliniyor.

Ucuz yolla petrolden parfum
Kozmetik urunleri; kanser, alerji, tahris ve direncin bozulmasi disinda da saglik sakincalari tasiyor.

Daha ucuz ve yaygin kullanilmasinin saglanmasi icin parfumlerin yuzde 95'i sentetik olarak petrolden elde ediliyor ve bunlar benzen ve aldehitler ile benzeri zehirli maddeler. Mesela, parfumlerde kullanilan benzoinin, farelerin lenf dugumlerinin genislemesine, dalaklarinin buyumesine ve karacigerlerinin zarar gormesine sebep oldugu gosterilmistir.

Parfum yalnizca kullanici degil, yakinindaki migren hastalari icin de menfi tesire sahip. Parfum ve kolonya kokulari, migren hastalarinin beyninde elektrik faaliyetinin degismesine yol acarak; migren agrilarinin baslamasina sebep olabiliyor.

Parfumlerde kullanilan koku maddelerinin kisilerin hassasiyetine gore ortaya cikardigi menfi belirtileri soyle siralayabiliriz:

• Goz yasarmasi veya kurumasi,
• Cift gorme,
• Hapsirma,
• Burun tikanikligi,
• Kulak cinlamasi,
• Kulak agrisi,
• Bas donmesi,
• Oksuruk,
• Nefes darligi,
• Yutkunmada zorluk,
• Astim krizi,
• Bas agrilari,
• Uyumsuzluk,
• Kisa sureli hafiza kaybi,
• Yogunlasma bozuklugu,
• Mide bulantisi,
• Endise,
• Cabuk kizma,
• Huzursuzluk,
• Isilik,
• Kurdesen,
• Egzama,
• Eklem ve kas agrilari,
• Kalp atisinda bozukluk,
• Hipertansiyon,
• Lenf bezlerinde sislik.

Kozmetikler hayatimizda hak ettiginden fazla yer kapliyor!

Cilt guzelligi icin kullanilan urunlerin cogu, icinde cilde dusman maddeler bulundurdugundan; tabii cilt guzelliginin daha erken kaybedilmesine sebep oluyor. Dolayisiyla telafisi icin, kisiyi kozmetik bagimlisi yapiyor.

Kozmetik urunler, gerekmedikce kullanilmamali, kullanma ihtiyaci hekim veya uzman tavsiyesine dayandirilmali; kullanildiginda en azindan belirli denetim standartlarina uygun olanlardan ve cok dusuk miktarlarda kullanilmali. Bu tur urunler en kisa zamanda yikanarak vucuttan uzaklastirilmalidir.

Prof. Dr. Yusuf SAHIN

01 November 2006

HERGÜN YAPILMASI GEREKENLER

  • HUCRELERIMI TEMIZLEMEK ICIN ELMA SIRKESI VE GUNDE 1TATLI KASIGI BAL
  • KARACIGER BOBREK VE DALAGIMI TEMIZLEMEK ICIN ZAMAN ZAMAN KARA HINDIBA CAYI
  • KARACIGERIMIN TEMIZLEME ENZIMINI ARTTIRMAK ICIN SABAHLARI MAYDANOZ VE LIMON KARISIMI
  • KARACIGERIMIN SAFRA ASIDINI ARTTIRMAK ICIN OMEGA-3 HAPI
  • SAFRA SIVISININ MIKTARINI ARTTIRMAK ICIN ZERDECAL
  • BIR GUNDE BAGIRSAKLARA BOSALMASI GEREKEN ORTALAMA 1 LITRELIK SAFRA SIVISINI OLUSTURABILMEK ICIN GUNDE 2 LITRE SU
  • KARACIGERIMI ZEHIRLERDEN ARINDIRMAK ICIN GUNDE 1 TATLI KASIGI DEVEDIKENI TOHUMU
  • SAFRA KESEMI UYARMAK ICIN YEMEKLERIN ARASINDA LIMON SIKILMIS TURP
  • ESKIMIS HUCRELERIMIN YERINE YENILERININ OLUSUMUNU SAGLAMAK ICIN GUNDE 22 MG CINKO HAPI

BAZI TIBBİ BİTKİ TÜRLERİ

ACI BAKLA Semen Lupini Şeker hastalığına karşı kullanılır.

ACI YONGA Lignum Quassiae İştah açıcı, kuvvet verici, kurt ve ateş düşürücü

ADAÇAYI Salvia officinalis Gaz söktürücü, antiseptik, kuvvet verici ve uyarıcı

ALIÇ Fructus Crataegi Özellikle kalp üzerinde etkili, idrar söktürücü, kabız

ALTINOTU Herba Ceterachi İdrar söktürücü ve kabız etkileri vardır. Basura karşı, haricen kullanılır.

AMBER Ambra Grisea Kaşalot balığından elde edilir. Kalbi kuvvetlendirir, iştah açar ve cinsel arzuyu artırır.

ANASON Fructus Anisi Vulgaris Gaz söktürücü, iştah açıcı, süt artırıcı ve uyku vericidir.

ANDIZ KÖKÜ Radix Helenii Safra söktürücü, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı,kuvvet verici ve kurt düşürücüdür.

ARDIÇ TOHUMU Fructus Juniperi İdrar artırıcı, terletici, midevî ve antiseptik özellikleri vardır.

ASPİR Flos Carthami Romatizma ağrılarına karşı etkilidir. Dahilen terletici, kurt düşürücü ve adet getiricidir.

BALIKOTU Fructus Cocculi indici Dahilen kurt düşürücü, sara nöbetlerini azaltıcı olarak kullanılır. Tehlikeli bir drogdur.

BAMYA ÇİÇEĞİ Flos Hibisci Dahilen göğüs yumuşatıcı, lapa halinde haricen çıbanları olgunlaştırıcıdır.Kabızlığa karşı etkili ve zararsız bir drogdur.

BESBASE Rhizoma Polypodii Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düşürücü etkilere sahiptir.

BİBERİYE Folium Rosmarini Dahilen kabız, hazım sistemi uyarıcısı, safra artırıcı ve idrar söktürücü, haricen ise iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılır.

BÖĞÜRTLEN Folium Rubi Kabız, kuvvet verici, idrar söktürücü ve şeker hastalığına karşı kullanılır. Bademcik iltihaplarında da gargara yapılır.

CİVAN PERÇEMİ Herba Millefolii İdrar artırıcı, iştah açıcı, gaz söktürücü, adet söktürücü ve yara iyileştiricidir.

ÇAKŞIROTU KÖKÜ Ferulae meifoliae Cinsel kudreti artırıcı olarak etkilidir.

ÇAM SAKIZI Terebenthina Communis Solunum ve idrar yolları hastalıklarında kullanılan etkili bir antiseptiktir.

ÇEKEM Fructus Visci albi Kabız, idrar artırıcı, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon düşürücü etkileri vardır. Romatizma ağrılarında kullanılır.

ÇÖREKOTU Semen Nigellae İdrar ve süt artırıcı, iştah açıcı ve adet söktürücüdür.

ÇÖVEN KÖKÜ Radix Saponariae albae Tedavide nadiren kullanılır. Bilhassa tahin helvası yapımında kullanılır. İdrar ve balgam söktürücüdür.

DAĞÇAYI Sideritis Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler.

DEFNE YAPRAĞI Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.

DEVE ÇÖKERTEN Fructus Tribuli Taş düşürücü, idrar söktürücü ve kuvvet verici olarak kullanılmaktadır.

DEMİR HİNDİ Pulpa Tamarindorum Müshil ve müleyyin bir etkiye sahiptir. Hiçbir tahriş edici etkisi yoktur.

DENİZ KADAYIFI Carrageen Dahilen, çok kullanılan bir göğüs yumuşatıcı ve öksürük kesicidir.

DEVE DİKENİ Herba Cardui mariae Karaciğer hastalıklarına karşı ve safra artırıcı olarak kullanılır.

DUT MEYVASI Fructus Mori nigri Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.

EĞİR KÖKÜ Rhizoma Calami aromatici Gaz söktürücü, terletici ve antispazmotiktir. Dahilen Prostat, haricen ise romatizma için kullanılır.

FESLEĞEN Herba Basilici Yatıştırıcı, midevi, idrar artırıcı ve gaz söktürücüdür.

FUNDA Herba Ericae İdrar yolları dezenfektanı, idrar söktürücü ve kabız etkilere sahiptir.

GELİNCİK Flos Rhoeados Yatıştırıcı, öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı ve hafif uyutucu etkilere sahiptir.

GİNSENG Ginseng Kalp kuvvetlendirici ve yorgunluğu gidericidir. Cinsel gücü artırıcı etkileri vardır.

GÜNLÜK Gummi Olibanum Dahilen kuvvet verici, yatıştırıcı, kabız, idrar artırıcı, adet söktürücü, adet getirici ve romatizma ağrılarını dindiricidir.

HALİLE (Kara-Sarı) Fructus Myrobalani Sarı halile müshil, Kara halile ise kabız olarak kullanılır. Haricen ise yara iyileştiricidir.

HARDAL TOHUMU Sinapis nigrae Haricen lapası, yakısı ve banyosu yapılir. Kanı cilde toplamak ve ağrı kesmek için kullanılır.

HATMİ ÇİÇEĞİ Flos Altheae Göğüs yumuşatıcı ve tahrişleri gidericidir.

HAVACIVA Radix Alkannae Kabız ve yara iyileştiricidir.

HAVUÇ TOHUMU Dauci carotae Midevi, gaz söktürücü, gebeliği önleyici ve cinsel gücü artırıcıdır.

HAYIT TOHUMU Agni-Casti idrar artırıcı, gaz söktürücü ve yatıştırıcıdır.

HÜNNAP Jujubae Göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici, müshil ve kan temizleyicidir. Şeker hastalığına karşı da kullanılır.

IHLAMUR Flos Tiliae İdrar artırıcı, terletici, yatıştırıcı, uyutucu ve göğüs yumuşatıcıdır.

ISIRGAN Folium Urticae Yaprak veya kök, dahilen kan temizleyici, idrar artırıcı ve iştah açıcıdır.

İĞDE ÇİÇEĞİ Flos Elaeagni Kabız, kuvvet verici ve antiseptiktir. C vitamini deposudur. Gribe karşı etkilidir.

KAFUR Camphora Sinir sistemi, solunum ve kalp üzerinde uyarıcı etkileri vardır.

KAKULE Cardamomi İştah açıcı, gaz söktürücü ve midevi etkilere sahiptir. Kahveye konur.

KEBABİYE Cubebae Solunum sistemi antiseptiğidir. Belsoğukluğunda kullanılır.

KARANFİL Caryophyllus Uyarıcı, midevi ve antiseptik etkileri vardır.

KEKİK Herba Thymi Midevi, yatıştırıcı, antiseptik etkileri vardır.

KEREVİZ TOHUMU Apii graveolentus Uyarıcı ve iştah açıcıdır. Prostat için kullanılır.

KETEN TOHUMU Semen Lini Müshil, sindirim sistemi iltihapları ve tahrişlerine karşı koruyucudur.

KINAKINA Cortex Chinae midevi, sıtma ve gribal enfeksiyonlara karşı koruyucu, kalp yatıştırıcıdır.

KISA MAHMUT Chamaedrys midevi, uyarıcı, şeker hastalığına karşı etkilidir.

KIZILCIK Corni maris Etkili ve zararsız bir ishal kesicidir.

KİTRE Tragacantha Boğaz hastalıkları ve iltihaplarında koruyucudur.

KUDRET NARI Momordicae charantiae Mide ve barsak ülserine karşı dahilen kullanılır. Yara, çıban ve ekzemalarda haricen kullanılır.

KUŞBURNU Rosae caninae Bilhassa C vitamini bakımından zengindir. Kabız ve kuvvet vericidir. Şeker hastalığına karşı da kullanılır.

LAVANTA Flos Lavandulae İdrar artırıcı, romatizma ağrılarını dindirici, antiseptik, sinir ve kalp kuvvetlendiricidir.

MAHLEP Pruni mahaleb Afrodizyak, balgam söktürücü, nefes darlığı ve prostat için, ayrıca şeker hastalığına karşı kullanılır.

MENENGİÇ Terebinthina Chia Dahilen idrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.

MEYAN KÖKÜ Radix Liquiritiae Göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, tad düzeltici ve öksürük kesici etkileri vardır.

MISIR PÜSKÜLÜ Stylus Maydis İdrar söktürücü ve taş düşürücüdür.

MUSKAT Myristicae Gaz söktürücü ve antiseptik olarak bilhassa karın ağrıları için kullanılır.

MÜRSAFİ Gummi Myrrihae Antiseptik ve uyarıcıdır. Bilhassa solunum yolu hastalıklarına karşı kullanılır.

NANE Folium Menthae Özellikle sinirsel kaynaklı mide bulantılarını kesici olarak etkilidir.

OĞULOTU Folium Melissae Yatıştırıcı, midevi, terletici ve antiseptiktir.

PAPATYA Chamomillae vulgaris İdrar artırıcı, yatıştırıcı, safra söktürücü, boğaz iltihaplarında ve iltihaplı yaralara karşı etkilidir.

PELİNOTU Herba Absinthii Midevi, ateş düşürücü, adet getirici etkileri vardır.

REZENE Foeniculi Midevi, gaz söktürücü ve süt artırıcıdır.

SAFRAN Crocus Stigmata Uyarıcı, iştah açıcı, adet söktürücü, koku ve renk vericidir. Değerli bir baharattır.

SALEP Tuber Salep Afrodizyak, kuvvet verici, çocuk ishallerini kesicidir.

SANDALOS Sandaraca Haricen ve dahilen romatizma ağrılarını dindirici olarak etkilidir.

SARI SABIR Aloe Kalın barsağa etkili bir müshildir.

SARI KANTARON Herba Hyperici Dahilen antispazmotik, kabız, yatıştırıcı, haricen ise antiseptik ve yara iyileştiricidir.

SERVİ KOZALAĞI Cupressi Çocukların gece işemelerinde, haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karşı kullanılır.

SİNAMEKİ Folium Sennae Kalın barsak üzerinde etkili olan, kuvvetli bir müshildir.

ŞAHTERE Herbe Fumariae İdrar artırıcı, yatıştırıcı, zayıflatıcı ve tansiyon düşürücüdür.

ŞEYTAN TERSİ Gummi Asa foetida Sinir sistemi yatıştırıcısı, hazmı kolaylaştırıcı ve gaz söktürücüdür.

ÜZERLİK TOHUMU Semen Pegani Kurt düşürücü, adet söktürücü, uyuşturucu, terletici ve yatıştırıcıdır.

ZAHTER Saturejae hortensis Şeker hastalığına karşı kullanılır.

ZENCEFİL Rhizoma Zingiberis Yatıştırıcı ve gaz söktürücüdür.

ZERDEÇAL Curcuma longae Midevi, gaz söktürücü ve safra artırıcıdır.

ZULUMBA Rhizoma Zedoariae İştah açıcı, uyarıcı, idrar artırıcı, balgam ve gaz söktürücüdür.

BAZI TIBBİ BİTKİ YAĞLARI

ACI ELMA YAĞI Salvia Triloba Gaz söktürücü, midevi, ter kesici, idrar artırıcıdır. Haricen yara iyi edici ve antiseptik olarak kullanılır.

ANASON YAĞI Oleum anisi Sinir sistemi uyarıcısıdır.

BADEM YAĞI Oleum Amygdalae Dahilen müshil, haricen yumuşatı-
cı ve yara iyi edici olarak kullanılır.

BİBERİYE YAĞI Oleum Rosmarini Haricen romatizma ağrılarını dindirici olarak kullanılır.

CEVİZ YAĞI Juglandis regiae Müshil ve safra artırıcı olarak kullanılır.

ÇAM TERE- BENTİN YAĞI Oleum Terebinthinae Neft yağı olarak da tanınır. Hari-
cen romatizma ağrılarını giderici ve saçları besleyici olarak kullanılır

ÇÖREKOTU YAĞI Nigellae sativae Haricen saç dökülmesi ve kepeğe karşı kullanılır.

DEFNE YAĞI Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.

HİNT YAĞI Oleum Ricini İnce barsak üzerinde etkili olan ve tahriş yapmayan bir müshildir

KAKAO YAĞI Oleum cacao Basur memelerini, kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için haricen kullanılır.

KARANFİL YAĞI Oleum Caryophylli Dişhekimliğinde antiseptik ve ağrı kesici olarak, dahilen ise gaz söktürücü olarak kullanılır.

KEKİK YAĞI Oleum Thymi Dahilen safra artırıcı, kurt düşürücü ve ağrı dindirici, haricen ise antiseptik olarak kullanılır.

KETEN YAĞI Oleum Lini Bezir yağı olarak bilinir. Yara ve yanık tedavisinde kullanılır.

KARABAŞ YAĞI Lavandulae Romanae Haricen ve dahilen antiseptik olarak kullanılır.

LİMON YAĞI Oleum Limonis Uyarıcı ve koku verici olarak kullanılmaktadır.

MERSİN YAĞI Oleum Myrti Dahilen bronşit, verem ve belsoğukluğu gibi hastalıkların tedavisinde ve şeker hastalığına karşı kullanılmaktadır.

NANE YAĞI Menthae Piperitae Hafif antiseptik, ferahlatıcı, koku verici ve mide bulantılarını giderici olarak kullanılır.

OKALİPTÜS YAĞI Oleum Eucalypti Antiseptik olarak haricen kullanılır.

SIĞLA YAĞI Styrax Liquidus Haricen antiseptik, yara iyi edici ve anti paraziter olarak kullanılır.

SUSAM YAĞI Oleum Sesami Dahilen müshil olarak etkilidir. Şe-
ker hastalığına karşı da kullanılır.

TARÇIN YAĞI Oleum Cinnamomi İştah açıcı ve midevi olarak dahilen kullanılır.
Süt

Süt yeni doğan memelilerin yegane gıdasıdır. Bir çocuğun beyin hücreleri
ilk 5.5 -7.0 yılda en hızlı gelişme göstererek, çocuğun beyin
potansiyelini oluşturur. Yeterli hayvansal gıda almayan ve bu arada
yeterli süt içmeyen çocukların beyin kapasiteleri yeterince
gelişmeyebilir. İleri yaşlarda bu açığı kapatmaları ve süt içen
çocukların beyin kapasitelerine erişmeleri pek mümkün olamamaktadır. Bu
potansiyeli harekete geçirebilecek en uygun besin maddesi ise süttür.
Yeni doğan bir bebeğin, en az 3 ay süreyle, bütün besin madde
gereksinmesini, karşılayabilecek yegane gıda ise sadece anne sütüdür.
Anne sütü yerine dünya çapında geniş kabul görmüş bir diğer süt ise inek
sütüdür.

Riboflavin ve Vitamin A bakımından günde bir litre süt içmek yeterli
olabilir. Ancak gebe ve emziren anneler için yeterli sayılmamaktadır.
Günde içilen bir bardak süt (100-250 cc), yaş gruplarına göre protein
gereksinmesinin ne kadarının karşılanabileceği Şekil 1 de verilmiştir.

Süt aynı zamanda, yetişkin ve yaşlı kişiler içinde çok gerekli olan
kalsiyumun en önemli kaynağıdır. Yaşlılar her gün yeterli kalsiyum
almazlarsa, kemikleri süngerimsi bir yapı kazanmakta, kırılgan hale
gelmekte ve çabuk kırılma eğilimi göstermektedir. Ayrıca, kırılan
kemiğin iyileşmesi de oldukça uzun zaman almaktadır. Her gün süt içmek,
bu bakımdan kemiklerin dayanıklılığının artmasına yardımcı olmaktadır.
İnsanların kalsiyum gereksinimleri ve bir litre sütün içerdiği kalsiyum
miktarı ise Şekil 2 de verilmiştir.

İnek sütü hafif asit reaksiyonunda olup, pH olarak 6.4-6.7 arasındadır.
İnsan sütü ise nötrdür. Bütün sütler bekletildiklerinde, bakterilerce
laktozun laktik aside parçalanması sonucu asit reaksiyonu artacaktır.
Organizmalar veya hücreler asit değişimine hassastır. Bütün vücut
sıvılarında olduğu gibi, süt de tampon (buffer) etkisine sahiptir.

Sütün tampon etkisi

Sütü, tampon etkisi, sıvının pH nın (asitlik veya bazlık), değişimini
bir ölçüde önler. Sonuç olarak süt, kendi reaksiyonu pek değişmeden, bir
miktar asit veya alkaliyi absorbe etme özelliğine sahiptir. Sütün bu
özelliği nedeniyle insanlarda, alkali veya asit zehirlenmesinde veya
muhtemel durumlar için kullanılır. Bazı mesleklerde çalışanlara,
anlaşmalar gereği, her gün bir miktar süt verilir. Sütün bu özelliği
yararlı olmakla birlikte, yüksek derecede tampon özelliğine sahip
sıvıların bebek beslenmesinde kullanılması aynı nedenlerle sakıncalı
olabilir. Çünkü bebeklerin asit salgılama kapasiteleri sınırlıdır. Besin
maddelerinin sindirilme aşamasında ve solusyon halinde iken, pH 5
seviyesinde aside maruz kalmaları gerekir. İşte bu nedenle insan sütü
tampon etkisi düşüktür.

Süte Alerji: Alerjik hastalıkların birçoğu, lokal bir hormon olan
histamin etkisiyle oluşur. Bu hormon, vücudun farklı yerlerindeki
hücrelerinde değişik miktarlarda depolanırken, lokal bir uyarı sonucu
salıverilmektedir. Histaminin normal işlevi, gastrik asidin mide içine
salıverilmesini başlatmak ve bağırsakların kaslı duvarlarını harekete
geçirmektir. Histaminin tepki gösterdiği bir başka "olay"da, vücut
dokuları arasında yabancı bir proteinin varlığıdır. Yabancı bir protein,
(örneğin sivrisinek ısırması veya arı sokması gibi) uygun şekil ve
büyüklükte olan bir reseptör tarafından çekilir.

Süte alerjisi olanlar iki açıdan farklılık gösterirler. Birincisi,
salıverilen histamin miktarına hassasiyetleri ve ikincisi de bazı
proteinlere karşı daha fazla antibody üretmeleridir. Proteinin vücuda
girdiği yerde tahriş söz konusudur. Vücudun solunum yollarında oluşan
alerji, burun akmasına, hapşırmaya, gözlerin yaşlanmasına kuru öksürüğe,
alerjik astıma ve zatürree semptomlarına neden olur.

İnek sütüne alerji olan birisi, inek sütü içeren bütün formlarına da
alerji vardır. Ayrıca inek sütüne alerjisi olanların en az yarısı, aynı
zamanda et proteinine karşı da hassastır. İnek sütüne hassasiyet,
bebeklikte başlar. Biberonla beslenen bebekler, bir hafta veya daha
fazla inek sütü aldıklarında hassasiyet kazanırlar. Bu arada bunlardan
birçoğu, problem yaratan semptomlar göstermez. Bu gibi bebeklerin
sindirim salgıları güçlendikçe hassasiyetlerini kaybederler. Bebeklerin
%6 sı zayıf sindirim kapasiteleri nedeniyle, yüksek derecede hassasiyet
gösterirler. İnek sütü ile beslendikleri sürece de normal sağlıklarını
ve büyümelerini sürdüremezler. Biberonla beslenen bebeklerde çok yüksek
duyarlılıkta olan bebekler ise nadir olmakla birlikte bebekler de ani
ölüm kurbanı olurlar.

Laktoz Toleranssızlığı

Laktozun sindiriminde, çocukların mide salgılarında bulunan ve çocuk 3
yaşına gelinceye kadar devam eden gençlik veya çocukluk enzimi ve
yetişkin enzimi etkili olmaktadır. Enzimin eksikliği sadece laktozun
sindirimini engellemekle kalmayıp, laktoz çok az miktarda alındığında
bile, bulantı ve kusmaya neden olmaktadır. Dolayısıyla yetersiz beslenen
toplumlarda bir çocuğun ileri yaşlarda sütten kesilmesine biyolojik
olarak limit getirmektedir. Bazı Asya ve Afrika toplumlarında,
populasyonun yarıdan fazlası, yetişkin enziminden yoksundur. Kafkas
toplumları arasında % 85 i bu enzime sahiptir. Yoğurttaki laktoz
enziminin parçalanmasını enzim yerine bakteri yapmakta ve bu problem
ortadan kalmaktadır.

Kansızlık

Süt, demirce fakir olup bir bebeğin demir gereksinmesini karşılayacak
düzeyde değildir. Uzun süre sütle beslenen, diğer gıdalardan uzak duran
çocuklarda kansızlık gelişme olasılığı da söz konusudur.

Sütle geçen hastalıklar

Ayrıca, hangi türe ait olursa olsun, süt,sağlıklı koşullarda üretilmemiş
ise o zaman hastalık etmeni mikroorganizmalar için de uygun besi ortamı
teşkil ederek hastalık taşıyıcısı olabilmektedir. Bu hastalıklar içinde
de en önemlisi, ineklerde yavru atmaya sebep olan Brusella hastalığıdır.
Bu hastalıkla bulaşık süt içerek Brusella etmenini alan hamile
kadınların da bebeklerini kaybetme riskleri vardır. Brusella, "Malta
Humması", "Akdeniz Humması" veya "Dalgalanan Humma" olarak da
bilinmektedir.

Sonuç

Süt çok değerli bir besin maddesi olmakla beraber tüketicinin karşısına
çıkmadan önce, sağlıklı koşullarda üretilmiş ve yine uygun koşullarda,
tüketime sunulmuş olmalıdır. Sütün oluştuğu meme sağlığı, sütün sağım
şekli kullanılan ekipmanın durumu, sağım sonrasında sütün muhafazası ve
değerlendirilmesi, sütün sağlıklı olması ve kalitesi açısından çok
önemli işlemlerdir. Bugün Avrupa ülkelerinin hemen hepsi gerek
tüketicinin kullanımına sunulan süt olsun gerekse süt işleme
endüstrisinde işlenmek üzere gelen sütler için standartları oluşturmuş
durumdadır. Bu standartlar arasında somatik hücre sayısı değeri uzun
süredir yerini almış ve kaliteli ve sağlıklı süt üretimi konusunda
uygulanan kontrol metotları arasına girmiştir.
Biberiye cayi

Biberiye cayi oldukca iyi bir antiseptik. Dis eti rahatsizliklarinda evde ipanol yerine gargara icin bunu kullanabilirsiniz. Ayrica dis ameliyati (yanlis ilac kullanimi sonucu bunun temizlenmesi amaciyla) sonucu atilan dikislerin alinacagi tarihe kadar doktorun verdigi antiseptik ilac yerine biberiye cayi ile gargarayi tercih edebilirsiniz.